İnsanoğlu bir garip!
Doğada, şahane capcanlı renkleri olan bir çiçek öbeği gördüğünde "aman Allah'ım ne kadar kusursuz sanki plastikten yapılmış gibi" diyor.
Zücaciye dükkanında plastikten yapılmış bir sentetik çiçek gördüğünde de "inanamıyorum sanki gerçek gibi" diyor!!
Önsöz
Yaş almak kötü bir şey değil!
Ama medeniyetin gelişmesi, her şeyin "zamana inat" çalışması olarak algılanıyor artık.
Yaşanılan hayatı, kaybedilen zamanı geri sarmak henüz mümkün olmadığından, "özlenilen zamana ait" görüntüde olmak için koşuyor tüm reklâmlar, tıp, kozmetikler vs…
Moda, daha genç ve diri görünmek için renk ve sloganlar buluyor. Yeni kremlerin tanıtımında "sür 10 yaş gençleş" garantisi yazılıyor.
"Zaman inat" çalışan makineler icat ediliyor durmadan… Yumurtayı hızlı çırpan makine, yemeği on saniyede ısıtan makine, en çabuk ulaştıran araba, hızlı yağ yakan ilaçlar, hızlı aşk getiren formüller, derhal edinilen şöhret, üç haftada öğrenilen dil, onbeş saatte varılan dünyanın öbür ucu, hızlı uzatılan saçlar, çabuk çıkan kirpikler, sesi saniyede ileten cihazlar vs vs…
Bireysellik tüm dünyada körükleniyor!
Bu sadece size özgü bir hızlanma değil. Evrende yaşayan tüm canlılar hızlandırılıyor…
"En" olabilmek için bu amansız ve nedensiz koşunun önünde koşanlar, gerekirse diğerlerini aşağı iteleyerek de yukarda görünmeyi yeğleyebiliyor…
Bunun için etrafınızda bunca terbiyesiz cümleler, insana yakışmayan kirletmeler, "bana bakın ben hepsinden mükemmelim" çığlıkları var.
Kendinizi suçlu hissetmeniz için yazmıyorum bu satırları. Sadece farkına varın diye iletilmiş birkaç satır o kadar…
Kızılderililerin, misafirleriyle dağa çıkarlarken yaşadıkları hikâye burada da geçerli… Misafirler güneş batmadan dağın tepesine çıkmak için acele adımlarla giderlerken bir bakıyorlar arkalarında Kızılderililer yere oturmuşlar! "Acele edin çabuk çıkalım hadi" diyor konuklar. Kızılderililerse "beklemeliyiz" diyor."O kadar hızlı gittik ki ruhumuz arkada kaldı"."Ruhumuzun da bize yetişmesini beklemeliyiz."
Ayşenur niye/nasıl /neden böyle?
1997 Yılında, ( 39 yaşımdayken) eşimin "gece öyle horluyorsun ki perdeler havalanıyor" uyarısı üzerine sabah yorgun kalkmanın sebebi bu olabilir diye, o zamanlar sağlık sigortamın bağlı olduğu hastanedeki kulak burun boğaz uzmanına gittim.
Zor nefes almama, kalp büyümesine ve uykumda bir aslan gibi kükrememe sebep olan burnumun içerisinde nefesin geçişini engelleyen bir kemikmiş! Çıkardılar! Çıkarırken de kırılmaması gereken yer de kırılmış! Çocukluğumdan beri teyzelerin gelip "ay ne şeker burnu var" diyerek iki parmağı arasında sıkıştırdığı burnumu, kendi haline getirebilmek için, iki yıl sonra güvenebildiğim bir doktor buldum. 2006 Yılında 48.000 km için tek bakımım diyerek, kendime zorunlu gördüğüm, gözaltı çukurunda biriken yağ alındı. Yüzümde kesilen, biçilen, dikilen, gerilen, dondurulan, kaldırılan bir bölümüm olmadığı için ve maalesef kendime baktığım için hayal kırıklığına uğrattığım "estetik düşkünü" insanlardan özür dilerim.
(Dişimden tırnağıma, çocukluk, genç kızlık ve şimdiki ben resimlerim site albümündedir)
Sadede gelelim:
Aslında, neden 7 yıl sonra siteye böyle bir bölüm (güzellik sırları) açma gereği hâsıl oldu önce buna bir açıklık getirmek lazım galiba!
İnsanların dış görünüşleriyle ağırlanıp, iç dünyalarıyla uğurlandıklarına inanıyorum ve çok güzel olduğun için kabul görenlerden değil, erdemli, üreten ve tertemiz olduğu için takdir görenlerden olmayı dileyerek yaşıyorum. Ama bu görüşüm pasaklı yahut bakımsız olmamı gerektirmiyor.
Tabii ki görsel olarak da insanların önünde olduğum bir işim var ve yorgun görünmemek için bedenime ve ruhuma iyi bakmam gererekiyor.
Efendim, olduğu gibi görünmenin "ayıp", göründüğü gibi olmanın "avam" damgasıyla yargılandığı bir çağda ekran önünde çalışıyorsanız ve hele hele güzel ve genç görünmezseniz beş para etmediğiniz (!) ima ediliyorsa, işaret edilen kurtarıcı "estetik müdahale" oluyor haliyle! Çünkü başka bilinen bir yol yok çoğunluk için!
Yani, daha hoş görünmek için eskiyen, kırışan, buruşan ve çöken her yerinizi örtmeniz için ameliyat olmaktan başka çareniz yok sanmayın…
Buna sakın kanmayın!
Herkesin birbirine benzediği bir kadın ordusu içinde yer almak istemiyorsanız tabii!
Her ağız hokka olmak zorunda değil. Her burun kemersiz, her kulak kaşık kadar, her yanak airbag gibi olmak zorunda değil. Sizi siz yapan kendi kemik yapınız, genetik olarak taşıdıklarınız, yaşadıklarınızın beden ve ruhunuz üzerinde bıraktığı izlerdir. Siz zaten bunlardan dolayı kendinize özgüsünüz. Kimse değilsiniz… Yeryüzünde "siz"den sadece bir tane var. Herkes değilsiniz ve teksiniz!
Göze hoş görünen her güzelliğin ancak yapay olabileceğine inanmaktan vazgeçin.
İlk önce "yaş almakla" "yaşlanmanın" aynı şey olmadığını anlamanız gerekiyor.
Eğer sabır ve disiplinle hareket ederseniz çok hoş yaş alabilirsiniz.
Unutmayın, yaşadığınız tüm hayatın izleri, hatıraları belleğinizde nasıl kayıtlı ise bedeninizde de izlerle yazılır. Sizi siz yapan da budur.
Süs kadının doğasında var. Tabii ki hoş olmak isteyeceksiniz.
Ama güldüğü zaman, içtenlikle kıvrılışı botoksla engellenmiş gözler, sabit bir "hayret" ifadesiyle havada kalakalmış kaşlar; öfkelendiği (kaş ortası çatılmadığından)sadece bağıran ses tonundan anlaşılan maske surat kadın, "ama şahane kadın" olmak istiyorsanız bir şey diyemem. SEÇİM SİZİNDİR.
Yüzünüze iğne ve bıçak taşımadan, huzurlu ve sağlıklı olduğunuz sürece güzel kalabilirsiniz. Bunun için asla yapmamanız ve disiplinle sürdürmeniz gereken listeye göz atın lütfen:
"ASLA"LAR VE "MUTLAKA"LAR
* Ne sürerseniz sürün, asla güneşin altına yatıp ıstakoz gibi bronzlaşmayın.
* Kış aylarında bile mutlaka yüksek faktörlü koruyucu/nemlendirici kullanın.
* Hamileliğiniz boyunca asla cildinizi kendi haline bırakmayın. Hamileliğinizi öğrendiğiniz andan itibaren, kadın kalça ve göğüs derisinin hızla gerilmesini ve çatlaklar oluşmasını önlemek için elastikiyeti destekleyici krem kullanın. Hem de her akşam ve her sabah uygulayın.
* Asla makyajla uyumayın. İki saat sonra uyanacak olsanız bile cildinize de
dinlenme süresi verin.
* Dış etkenler diye nitelendirilen rüzgâr, ısı, kirili hava, klima, kar, güneş ışınları
Gibi cildin yapısını etkileyen faktörlere karşı mutlaka nemini korumaya yardımcı uygun krem kullanın.
* Makyaj yapmasanız bile her gece asla cildinizi temizlemeden yatmayın.
* Makyaj yapmasanız dahi asla nemlendirici sürmeden dışarı çıkmayın.
* Cilt bakımı ürünlerini kullanırken kavanozun içinden ürünü parmağınızla alıp
Kremin içinde bakteri üremesine sebep olmayın. Spatula kullanın.
* Kış sporları yaparken, bronzlaşma uğruna, yüzünüzü güneş gibi yakıcı olan
kardan yansıyan ışınlara teslim etmeyin. Yüksek faktörlü koruyucu ve gözlük kullanmazsanız, yaşamınız boyu taşıyacağınız derin kırışıkların temellerini atarsınız.
* Genetik geçmişinizi önemseyin ama güvenmeyin… Annenizin pürüzsüz cildi,
sadece onun daha huzurlu yaşamasının, yaz aylarının tamamını deniz kıyısında geçirmemesinin ve spor yapmasının sonucu olabilir.
Sizin hayat şartlarınız, tükettiğiniz katkı maddeleri dolu ve vücut suyunu emen besinler cildinizi annenizden çok daha çabuk yıpratıyor.
* Bakıma başlamak için 30 yaşına gelmeyi beklemeyin. Leke, kuruluk, sivilce gibi
belirtiler "zamanında" müdahale edilmemiş sorunların sonucudur.
* Yaşam şeklinize, beslenmenize, uyku düzeninize, çalıştığınız ortama, stres durumunuza göre cildiniz yapısını değiştirir. Ürün seçerken bunları da göz önüne alın. Bir kozmetiğe takılıp kalmayın. Teknoloji her gün, bir öncekinden üstün ürünler hediye ediyor.
* Haftada bir kez ölü hücre temizleme (arındırıcı-peeling) ve bir kez cildin ihtiyacına göre bir maske kullanmayı ihmal etmeyin.
* Kendinize gülmek için bahaneler yaratın. Fıkra okuyun, komik videolar seyredin şakacı olun. Gülmek tüm vücut ve yüz kaslarını rahatlatır, gerginlikten uzak ifade çizgileri edinirsiniz. Çünkü illaki bir gün, belki 65'inizde belki 75'inizde cildiniz ne yaparsanız yapın, doğa gereği zamana direnemez hale geldiğinde huzurlu çizgileriniz olur. Ve mutlaka yaşıtlarınıza göre daha az yorgun görünürsünüz.
* Projektör, spot altında çalışıyorsanız cildinizde zamanla lekeler oluşmaması
için minimum 15 faktörlü koruyucu kullanın.
* Sigara içiyorsanız cildiniz için günlük 1000 mg C vitamini desteği alın. A, C ve E vitaminleri antioksidan, derideki fiberlerin oluşumunu destekleyen, genetik değişiklikleri, tümör ve serbest radikallerin oluşumunu engelleyici, özelliği olan vitaminlerdir. Doz için mutlaka doktorunuza danışın. A ve E vitaminlerinin fazlası bünyenize farklı zararlar verebilir.
* Yüz jimnastiği yapmayı bırakmayın. Yüz kasları da vücut kasları gibi çalıştıkları sürece diri durur… Abartarak ve çenenizi aça aça sakız çiğneyin. (kimse yokken tabii) Aynanın karşısında tüm yüzünüzü gererek kocaman "O" harfi yaparken gözlerinizi de kocaman açın. Sonra derin aldığınız soluğu yanaklarınızı şişirerek ıslık çalar gibi yavaşça verin. Avuçlarınızı iki göz çukurunun üzerine bastırıp beş saniye kadar tutup çekin. Yanaklarınıza canınızı acıtmayacak kadar parmak uçlarıyla küçük darbeler vurun. Derinin kan dolaşımının hareketlendiğini hissedecek kadar… Göz çevresine hızlı piyano çalar gibi parmak uçları dokunuşlarıyla daireler çizin.
Bu hareketleri onar kez tekrarlayın.
* Cildinizdeki her tepkiyi yeni kullanmaya başladığınız kreme bağlamadan, klimalı büroda çalışan hanımların cildinin dış etkenlere karşı daha korunaklı
olması gerektiğini hatırlayın. Yerleri boydan boya halı kaplı ortamlarda çalışan
insanların ciltlerinin daha sık alerjik tepkiler (kızarıklıklar, kaşıntı, gerilme)
verebileceğini unutmayın.
* Fırsat buldukça sizi üzen değil, sizinle gülümsemelerini paylaşan arkadaşlarınızla vakit geçirin. Siz de bir arkadaşınızla buluştuğunuzda "ne haber?" sorusuna dertlerinizi anlatarak başlamayın. Mutsuzluk da mutluluk gibi bulaşıcıdır. Sürekli şikâyet eden ve kahrolmuş yaşamını anlatarak sizi boğan insanları hayatınızdan çıkaracak kadar cesur ve kendinize saygılı olun. Dostluk başka, ağlama duvarı olmak başka! Siz onların "ruhsal çöp kovası" değilsiniz. Ruh ve beden bir bütündür. Çoğu bedensel hastalığın sebebinin ruhsal kökenli olduğunu hatırlayın.
* Dudak üstü ve yanaklardaki ince tüyleri almak için, ip yerine siri tercih edin.
Tüyler alındıktan sonra dezenfekte edici bir losyonla silin. İşlem yapılan yere
Deriyi sakinleştirici bir maske (papatya, ıhlamur) uygulayın ve hemen makyaj yapmayın.
* İçsesinize kulak verin
Eğer canınız birden vişne istediyse, beden patronunuz kas ve dokularınız için
Potasyum veya A vitamini ile ilgili bir eksikliği bildirmeye çalışıyordur….
Yahut canınız kapuska çektiyse aniden, vücudunuzdan atılması gereken bazı
Toksik maddeler söz konusu olabilir. Belki de sinir sisteminizin zayıfladığı
sinyalini verip gerekli B vitaminini çağırıyordur…
Belki de vücut direnciniz düşmektedir ve C vitaminine acil çağrıdır bu!
Kim bilir, üreme için gerekli E vitamini çağrısı da olabilir bu.
* Gözlerinizin anlamını silecek kadar net çizgi ve renkte kaş dövmesi yaptırmadan önce 2 kez düşünün. İleride saç renginizi değiştirdiğinizde kaşlarınız "takma bıyık" gibi iğreti duracaktır. Saça uygun renkte ıslatılmış toz farı, ince bir fırça yardımıyla kaş şeklini çizmek için kullanmanız daha doğal olacaktır.
* Cilt bakımı ürünleriniz arasında mutlaka bir acil durum maskesi bulundurun. Uykusuz, çalışarak veya ağlamakla geçirdiğiniz bir gecenin sabahında yahut yorgunken bir davete gitme zorunluluğunuz olduğunda kurtarıcınız olacaktır.
* Çatlak ve kuru ellerinize acil bakım yapmak için kahve telvesinden yararlanabilirsiniz. Hatta kahve fincanlarının dibinde kalan kahveyi kullanabilirsiniz. Yarım fincan kahveye bir çay kaşığı kadar limon suyu, bir kaşık da bademyağı (gliserin, kaysısı yağı, hatta yoksa zeytinyağı da olabilir) ilave edip ellerinizi bu bulamaç ile iyice ovun. Plastik bir eldiven giyip yarım saat kadar bekleyin. Soğuk su altında ovarak çıkartın. El kreminizi sürün. Oje sürecekseniz yağ kalmaması için ojeden önce tırnaklarınızı asetonla silin.
* Dudaklarınızın dolgun görünmesini istiyorsanız illa ki içine arı sokmuş gibi şişirtecek bir şeyler şırınga ettirmenize gerek yok. Dudak çerçevesini kalemle belirlemeden, açık renkte sedefli ruj ve parlatıcı ile pekâlâ daha iri görünen dudaklarınız olabilir.
Üstelik "P", "B" ,"M" gibi dudak ünsüzlerini telaffuz ederken ağzınız dolgu
dudaklar gibi garip şekillere bürünmez.
* Salatalık, çilek, kavun kabuğu içi gibi sebze ve meyveleri yüzünüze direkt sürerek cildin güzelleşeceğine inananlardan olmayın. Kabuğu yüzünüzde tutmak komik pozisyonlarda dolanmanıza de gerek yok. Bu, geçici bir nem yüklemesinden öte bir durum değildir. Yarım saat içinde cildiniz eskisi gibi olacaktır. Aslolan 24 saat içinde tükettiğiniz su miktarıdır.
* İyimser olmaya, olayların hayırlı tarafını da görmeye gayret edin. Sürekli stres altında, endişeli ve karamsar insanların safra salgıları, hormonları, sinir sistemleri ve kan dolaşımları farklı çalışır. Cildiniz de bundan nasibini alan bir organdır. Asabi insanların ciltleri daha kuru, daha hassas, daha sarımtırak ve daha donuktur. Yaşlarından yorgun dururlar. Kırışıkları yüze yerleşirken sinirli ifadelerin kas kıvrım yerlerine yerleşir. Kaş ortasından ağlamaklı bir maske gibi alına çıkan çizgiler, ağız kenarından aşağı inen kırışıklar, aşağı çekilen göz uçları sizin hayata nasıl baktığınızın haritasıdır.
* Meditasyon, yoga, reiki gibi, iç dünyanızı medeniyetin kirli yanlarından koruyacak ruhsal rahatlama yöntemleri deneyin. Yaşadığınız hayatın, yaptığınız işin ardında durun. Hatalarınızı dönüp dönüp düşünmeyin. Sizi geçmişte incitenleri hatırlayıp kin duygusunu körüklemeyin. Toprağa, havaya, sahip olduklarınıza ve yaratana karşı şükranınızı tekrar edip, içinizi sevgiyle dolduracak kitaplar okuyun. Sizi endişeye ve tedirginliğe sürükleyecek haberleri, filmleri, seyretmeyi reddedin. Bunların hepsinin, içinizdeki doğal yaşam enerjisini tertemiz tutmak için kendinize verdiğiniz bir ödül olarak düşünün.
Etrafla ve kendinizle kavganız ne kadar az olursa, bedeniniz de cildiniz de o kadar duru kalacaktır.
* Hücreleriniz, biyoritm denilen, güneşin doğuş ve batışına göre ayarlanmış saate göre çoğalma, yenilenme işlemini sürdürürler.
Kremlerin içeriğinde sıkça okuduğunuz, kolajen ve elastin denilen destek doku
proteinleri, derinizin esneme, diri durma kabiliyetini sağlayan incecik liflerdir.
bunların zayıflamadan üretime devam etmesini sağlamak için geceleri serum ve
krem kullanmanız size her daim diri bir cilt armağan edecektir.
* Serum, emülsiyon, krem ve jel arasındaki farkları uzmanınızdan sorun, öğrenin.
Her cildin yağ oranına, yaşına, nem kaybı derecesine göre farklı yapıda kozmetik
Kullanımı gerekir.
* Serumlar, cildin yüzeysel tabakalarının çok altına nüfuz ederek direkt hücre üzerinde etki yapan kozmetiklerdir. İçeriğindeki, hücrenin 1/300'i kadar küçük mikro kapsüller aracılığıyla alt tabakaya aktif maddeler yollanır ve cildin genç cilt işlevlerine sahip olması için malzeme iletir.
* Cildiniz yağlı ise, daha özenli temizlenmeye ve nem oranının yağ salgısı ile beraber dengelenmesine ihtiyacı vardır. Gece kremi olarak yağ salgılarını dengeleyici, gündüz kremi olarak da fazla yağ salgılarının emilerek gözeneklerin daha fazla genişlemesini önlemeye yarayan bir medikokozmetiğe ihtiyacı vardır.
Maske seçerken kil bazlı, gözenek sıkılaştırıcı etkisi de olan maskeler seçin.
* Çikolata, turşu, acılı kebap, fıstık, çekirdek, yağlı yemek tüketmek sivilce yapmaz. Karaciğeriniz, fonksiyonlarını iki üç parça çikolata, bir avuç çekirdekle bozacak kadar basit bir işleve sahip değildir. Vücudunuzun kimya laboratuarı olan bu organı mahvetmeye sadece bunlarla beslenmeniz bile yetmez.
Sivilceleriniz ara sıra çıkanlardansa sebebi Hormonal değişikliklere bağlı olabilir yahut temiz tutmadığınız cildinizde bir gözenek kirle tıkanmış ve içerideki sağlıyı dışarı atamadığından bir tıkaç oluşturmuştur.
Yanak ve alında çıkan bazı sivilcelerin sebebi, sürekli o bölgeyle temas halinde olan saçlarınız yahut allık fırçanızın kirliliği olabilir.
Sivilcenizin yakınında bir tane daha çıkmasını arzu ediyorsanız, hemen iki tırnağınız arasında kanayana kadar sıkın! Gözenek içindeki iltihabı kan damarı yoluyla en yakın gözeneğe taşıyın.
* İkinci dünya savaşından sonra, Chanel'in hala savunduğu beyaz tenli kadın imajına, Amerikanın petrol türevi kozmetikleri satmak için önerdiği "bronz kadın daha çekicidir" hipnotizmasına kapılanların sürdürdüğü tehlikeli bir dayatmadır bronzluk…
* Cildinizi temizlerken, krem sürerken "yer tahtasını arapsabunuyla temizler gibi"
Muamele yapmayın. Nazik, çekiştirmeden, dairesel ve yukarı doğru hareketlerle,
bastırıp sıkıştırıp, incitmeden davranın.
* Yaz aylarını, tavada balık gibi cildine sürdüğü yağlarla güneşin altında kızararak geçiren insanların önündeki birkaç yıl içinde ciltleri elastikiyetinin ve su tutma kabiliyetinin tamamını yitireceğini unutmaması gerekir. Ten renginizi daha koyu yapmak ve tüp gaz patlamış gibi bronz olmak için heveslilerdenseniz, iki kere düşünmeniz için size birkaç bilgi:
1)Son 30 yıl içerisinde ozon tabakasının incelmesiyle deri kanseri vakaları üç misli arttı.
2) Güneşten ültraviyole radyasyonu alırsınız. Aynı radyasyonu suni olarak solaryumdan da alabileceğinizi unutmayın. UV-B ışınları, cildinizin yapıtaşlarında fotokimyasal hasar oluşturur ve DNA onarım mekanizmasını UV-A ışınlarının zararsız olduğunu söyleyenlere de inanmayın! , cildin emdiği UV-B ışınının etkilerini artırdığı kansere yardım edici etki gösterdiği açıklanmıştır.
3)Bronzlaşma, derinizin ültraviyole ışınlarına karşı kendini koyulaşıp, kalınlaştırarak korunmaya çalışmasından ibarettir. Bunun için alt tabakadaki renk hücreleri (melanositler) hızla üretime geçip yüzeye tutunur. Vücudunuzdaki bu renklendirici hücreler 30 yaşınızdan sonra yılda % 2 oranında azalmaya ve daha az pigment üretmeye başlar.
Buradan da şunu anlamalısınız: her sene bronz olmak için güneş altında daha fazla vakit geçirmek zorundasınız. Bu da sizi amansız bir hastalığa götürebilir.
4) Güneş ışınları serbest radikallere, bunlar da vücutta oksidasyona sebep olurlar.( Bağışıklık sisteminizin zorlanması söz konusudur.) Bilim adamları 50 yıldır, serbest radikallerin yaşlanmaya neden olduğunu söylüyorlar.
Kıssadan hisse: Buruşmak, hasta bir tene sahip olmak, arap gibi olmak istiyorsanız güneşte kavrulun kırışın! Yâda akıllı olun, derinin üst yüzeyini renklendirici yüzlerce boyar kozmetikten faydalanın.
Benim 40 yıldır yaptığım gibi, yaz aylarında sabah 10.00'a kadar ve ikindi 17.00 den sonra güneşe çıkın.
* Türk hamamı bedenin rahatlaması, ölü hücrelerin temizlenerek yenilerine yer
açılması açısından mükemmel bir alışkanlık. Ancak kaynar suyla yıkanmak kan dolaşımınızı etkiler ve cildin yüzeyindeki kılcal damarlarınızın çatlamasına sebep olabilir. Isının da cilt elastikiyetini olumsuz etkilediğini unutmadan uzun süre sıcak ortamda kalmaktan kaçının. Deriyi çekiştirerek kese yapmayın.
* Medikal kozmetikler farmakolojik olarak daha farklı yapıda hazırlandıklarından cilt bakımında radikal çözümler arayanlara daha sevindirici sonuçlar veriyorlar.
* Makyaj, ışık ve gölge oyunları ile düşük bir göz kapağını kaldırabilir, çenenizi daha çıkık, kaşlarınızı daha yukarıda şekillendirebilirsiniz.
Güzellik uzamanı eğitiminde başvuru bilgileri olarak kullanılan"Makyajda Sihirbazlık Numaraları" isimli kitabımda yapılandırma teknikleri anlatılıyor.
Edinmek isteyenler internetten kitap sitelerinden sipariş verebilirler.
Tanrı yüzünü çirkin yaratmışsa, kendine gel de, hem çirkin yüzlü hem çirkin huylu olma bari.
Hz. Mevlana
Ayşenur Yazıcı