|
RTÜK, 35 Bin Okulda Medya Okuryazarlığı Eğitim Seferberliği Başlattı
Niye?
Sizin vatandaş olarak haberiniz var mı?
Peki, TV önünde zehirlenen ve her gösterileni "gerçek" sanan yeni neslin aklının karışmasını önlemek ve onları bilgilendirmek için bu dersi koyma zorunluluğunu gören RTÜK, TV'de çalışan kaç insandan kendine yardımcı olmasını istedi?
…Ki bu dersin çocuklara verilmesine sebep olan da ( insan hayatı üzerinde ne denli köklü etkisi de olabileceğini hiç düşünmeden), televizyonlarda niteliksiz, zehirli program yapan" bir kaç densiz! Sadece ülkemizin sorunu mu bu?
Hayır tabiî ki!
Ama değerlerini yitiren ve erozyona kurban verdikleri bir nesil yaratan diğer ülkeler önümüzde örnek dururken, ilkel insanı topluma yeniden hediye etmeye sebep olduklarını, kendilerinin de sorumluluk taşıyarak idrak etmeleri gerekmez mi?
Türkiye genelindeki tüm ilköğretim okullarında 2007-2008 öğretim yılından itibaren medya okuryazarlığı dersleri seçmeli ders olarak başladı.
Radyo Televizyon Üst Kurulu, medya okuryazarlığı dersini seçmeleri için tüm televizyon kanallarında dersi tanıtıcı bir film yayınlattı. Öz olarak dedi ki:
Bu dersi seçin! Medya karşısında etkiye en açık, en hassas grup çocuklarımız! Medyanın yapısını, işleyişini, kurgulanışını içeriğini bilinçli bir şekilde değerlendirmeyi öğrenmeleri gerek. Çocuklarımız izlediklerinin hangisi "kurgu" hangisi gerçek" hayat doğru algılayabilsin, TV'den aldığı mesajlarını akıl süzgecinden geçirebilen birey olsun!
Peki, buna neden gerek vardı diye düşünüyorsanız ben hatırlatayım:
Dünyada TV önünde en çok vakit geçiren millet Türkler. Ve tek eğlence olarak TV'den izledikleriyle yoğrulan halk hem ruhsal dünyasını hem de değerlerini sarsmaya başladı.
Hadi biz büyükler (ebeveynler) sırf reyting olsun diye bir şarkı yarışmasında iki ünlünün garip kapışma ve edep sözlerini aşma hallerine tiyatro yapıyorlar gözüyle bakmayı öğrenebildik.
Psikiyatri eğitimi almamış şarkıcıların insan hayatlarını didik didik edip, sosyolojiden haberi olmayanların katılımcıları küçük düşürüp sorgulayan tavırları biliyoruz ki hepsi reyting için... Kurgu!
Ama ya küçükler?
Sizce onlar gözlerini açtıklarından beri TV ile büyüyen ve orada gördüklerini hayatın gerçeği sayan yeni nesil bunu ayıklayabiliyor mu? Her dizideki kahraman özenilesi biri mi?
Her çok para kazanan şarkıcı iyi şarkı söylediği için mi ünlü?
Yahut gerçekten reklâmdaki arabaya sahip olana herkes itibar gösterir mi? O bahsedilen çikolatadan yiyen çocukların kanatları çıkıp balkondan uçabilir mi?
Mafya olan insanlar her şeyi yapmaya izinliler midir? Kimse onlarla baş edemez mi? En güçlü olmak demek diğerlerini korkutmak demek midir? Ülkede herkes, isterse kendi polis teşkilatını kurabilir mi?
Sinemadaki amele kılıklı adama çok güldüğümüz için, sempatik bulduğumuz için öyle olmak herkes tarafından sevilmek ve yüceltilmek için yeterli midir?
Reklâmdaki o sucuklu yumurtadan yemeyenler eksik midirler?
Birisi canlı yayında kafasında bardak kırarak birden ünlü (ve aynı zamanda değerli) olabilir, hatta film yıldızı olmak çok para kazanmak için anormal şeyler yapıp göze batmaya çalışmak tek yöntem midir?
Her sabah sarışın bir film yıldızının peşinden koşan, balkonunun önünde gece bağırıp kendini parçalayan bir adam, aylarca ona kur yapıp benimle evlen diye yalvarabilir, hatta ona buzağı hediye edebilir mi?
Böyle davranan erkekler kadın ondan illallah dese de yapışırsa peşine, sevdiği kadını mutlaka elde eder mi? Bunu izlediğimizde beynimizde kalan ana fikir nedir?
Ülkemizde dolaştığımız her yerde çekim yapmak için hazır bekleyen bir kamera ordusu vardır da bizim haberimiz mi yoktur? Bu kameramanların sayısı ülkedeki asker sayısı kadar çok mudur?
Bir jüri üyesi adaylara hakaret edip onu aşağılama hakkına sahip midir?
Örnekleri siz çoğaltın, ben yoruldum!
Değerlerini ve aklını yitirmeden büyüyebilecek ve sadece TV ile beslenen neslin
televizyon, video, sinema, reklâmlar, internet gibi kitle iletişim araçlarındaki mesajları doğru çözümleme ve değerlendirme yeteneği bu seçmeli derslerle dilerim rayına oturur.
Çünkü daha önceleri hiç olmayan kişilik sapmalarına rastlar olduk okullarda…
Bir pazartesi sabahı öğretmenleri tarayıp okulu rehin alanlar, kız arkadaşına evden getirdiği tabancayla kurşun sıkanlar, 12 yaşında kendini "kadın" sınıfına layık gören genç kızlar nerden çıktı?
Bu medyayı anlayabilme ve çözmeyle ilgili dersler 1970'li yıllarda ABD'de, 1980'li yıllardan bu yana da Avrupa'da yaygınlaşmakta. Bu ülkelerde medya okuryazarlığı çalışmalarını yürütmek amacıyla çeşitli kurum ve kuruluşlar oluşturulmuş.
Medyada bizzat program yapanların RTÜK'e katkısı var mıdır?
RTÜK ve Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu ortak çalıştı, medya okuryazarlığı dersi öğretmenleri çekirdek kadroyu kurdu. Medya okuryazarlığı eğitimi verildi. Şimdi bu eğitimi alan öğretmenler bulundukları 81 ilde yüzlerce öğretmene aynı eğitimi verdi, medya okuryazarlığı bayrağını meslektaşlarına devretti.
Burada en önemli eksiklilik, medyanın içinden çocukların tanıdıkları, etiği bilen ve doğru yayıncılık yapan insanların bu okullara misafir olarak gidip iki kelam etmeleri. Çocuklar üzerinde onların konuşması düzgün, etkili bir iz yapacaktır eminim!
Peki, buna kimin (hangi ünlünün) vakti var ve ne söyleyecekler gittikleri okullarda?
Çekirdek kadroya verilen 3 günlük eğitimin bir özeti bu insanlara yazılı
e-ileti olarak veya posta ile yollanabilir.
Ülkesine karşı sorumluluğu olanlar ayda bir gününü de geleceğin çocuklarına ayırabilirler… Bu çok da büyük bir özveri değildir. Vatandaşlık görevi sadece vergi vermek ve sokağa çöp atmamakla tamamlanan bir şey de değildir.
Avrupalı olmak için Avrupa'dan giyinmek yetmiyor!
Şu an TV'den ve reklâmlardan ülkenin tanıdığı en az 100 isim sayabilirim.
81 İlin her birine bir ünlü gitse, bu da 365 günün sadece tek bir günü olsa ülke için çok şey mi istemiş oluruz onlardan? Eksilirler mi, çoğalırlar mı?
Her okula bir ünlüden de bahsetmiyorum!
Her ilin merkezine bir ünlü gidecek. Tüm çevre okullardan medya okuryazarlığını seçen öğrenciler bir araya gelecek. İl idari yetkilisinin tahsis edeceği spor salonunda konuğu dinleyecekler. Tıpkı 23 Nisanda bir araya toplanan çocuklar gibi.
İnanın hiçbiri "ben gitmem" demeyecek… Naçizane öneri! Ben üstüme düşeni teklif geldikçe reddetmeden yapıyorum da… Huzurla uyumak için! Ve çocuklara iyi geliyor inanın!
Fotoğrafların çekildiği okul:
MALTEPE ATAKÖSEOĞLU İLKÖĞRETİM OKULU
Fotoğrafların çekildiği okul:
MALTEPE ATAKÖSEOĞLU ANASINIFI.
|
|
| |